sohbet chat netkitap.com

 
Ana Sayfa
 



Otuzustu Blog  Edge
Otuzustu Blog  Gördüm, Duydum, Düşündüm..
Otuzustu Blog  Şeytanın Avukatı
Otuzustu Blog  Ben Ölmeden Önce..
Otuzustu Blog  Yeni Nesil Otuz Üstü

Otuzustu Blog

Kullanıcı Adı  
Şifre
Şifremi Unuttum
sohbet chat



sohbet chat

Otuz Üstü Pano

“Dünle beraber gitti cancağızım
Ne kadar söz varsa düne ait..
Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.”

Mevlana





Cumhuriyet

Eğilmez başımıza taç yaptık hürriyeti,
Zaferle kalbimize yazdık Cumhuriyeti…

Sakarya’dan su içtik o çelik süngülerle,
Yuvaları dağılmış bir avuç yılmaz erle.

“Hedef Akdeniz, asker!” diyen parmağa koştuk…
Zafer bahçelerinden gül koparmağa koştuk…

Yol gösterdi göklerden bize binlerce yıldız,
Kıpkızıl ufuklardan taştı al bayrağımız.

Koştuk aslanlar gibi kükreyip dağdan dağa
Canavarlar dişinden vatanı kurtarmağa.

Sakarya’dan su içtik o çelik süngülerle,
Yuvaları dağılmış bir avuç yılmaz erle.

Eğilmez başımıza taç yaptık hürriyeti,
Zaferle kalbimize yazdık Cumhuriyeti…

Ömer Bedrettin UŞAKLI


Devamı >>



Dünyanın En Tatlı Bayramı Bizim!!

Ramazan Bayramı- Şeker BayramıBayram hem kişisel, hem aile, hem de toplumsal anlamda hakkımızda hayırlara vesile olur inşallah..

Bugünümüzü aratmasın..
Daha kötüsü olmasın..
Artık bir şeyler bir nebze normale dönsün lütfen..
İnsan gibi yaşayalım.

Herkes kendisi her ne yaptıysa onunla ve kalbinden geçenlerle karşılaşsın inşallah gelecek bayrama kadar..
Dilerim Allah'tan..


Devamı >>



Karartma..

Kapılar tutulmuş neylersin
Neylersin içerde kalmışız

Yollar kesilmiş
Şehir yenilmiş neylersin

Açlıktır başlamış
Elde silah kalmamış neylersin

Neylersin karanlık bastırmış
Sevişmezsin de neylersin.

Paul ELUARD


Devamı >>



Teşekkürler Kutsal Penisilin Tabletleri.. Teşekkürler Sevgili Sir Alexander Fleming..

Sir Alexander Flemming / PenicillinHani hiç hasta olmayan insanlar vardır. Ya da siz hiç rastlamazsınız. Ne hastalık izni alırlar ne de mazeret. Kaç iş günü varsa bir yılda o kadar işe gider o kadar çalışırlar.. “İş zamanı iş, aşk zamanı aşk” tipi insanlardır. Dinlenmeyi de bilirler yani.. O nedenle hep yüksektir verimleri.. 

Sizin işinizi de yüklenmeleri hoşunuza gitse de sinir ederler sizi de.. Çünkü patronların örnek gösterdiği çıtayı yükselten, onlar yüzünden hasta olduğunuzu söylemeye çekindiğiniz sinir bozucu tiplerdir..

Neyse, ben işte o sevmediğiniz iş arkadaşlarınızdan biriyim. Doğuştan feci güçlü bir ümmün sistemim var. Sizi yataklara düşüren birçok virüs bakteri, salgın vız gelir tırıs gider bana.. Boğazım biraz hassaslaşsa iki gün süt-bal içerim geçer. 

Amma ve lakin.. Bu seferkini daha önce hiç görmemiştim. Başımı, ensemi dik tutamıyorum. Kafa içi basıncım farenksim, larenksim, sinüslerim inanılmaz bir basınçla zorlanıyor. Bugün gözlerim biraz açıldı. Biz bu grip aşısı hikayesine ve bilinçsiz, antibiyogramsız antibiyotik kullanma alışkanlığımızla virüsleri ve bakterileri hiç olmadıkları kadar güçlendirdik sanırım.


Devamı >>



Polisin derdi.. vatandaşı germiyor.. öldürüyor..

Sevinç Tartıcı
08-08-2008
                                           
Türk PolisiÖnceleri münferit gibi duran zamanla internetin ve görüntülü cep telefonlarının yaygınlaşmasıyla bir bir açığa çıkan, karakolda dayak yemek, işkence görmek.. hatta parkta oturmuş arkadaşınızla çekirdek çitlerken, canı sıkılmış 2 polisin eğlencesi olmak.. polis tabancasından çıkan kurşunla ölmek vs. öyle sıradan ve günlük olaylar haline geldi ki artık..

Bunlara açıklama olarak da hep, “polis de insandır” deniyor. Bu ne garip bir savunma ve itici bir ifadedir böyle.. Buyrun hoşgeldiniz, sizi şöyle alalım.. zira vatandaş da insandır!

Bu mentaliteyle.. Doktor hatalarını ele alalım bir doktorun dikkatsizliğinden dolayı bir hasta bir organını yitirdiğinde ya da öldüğünde yer yerinden oynuyor doğal olarak.. doktora davalar açılıyor.. meslekten men’e dek gidiyor durum. Oysa tüm bunlara gerek yok “küçük dikkatsizliklerle kendilerine emanet canın ölümüne neden olan doktorlar da birer insandır!”

17 Ağustos depreminde inşaatlerinde deniz kumu kullandığı için yaptığı evler yerle bir olan ve binlerce insanın ölümüne neden olan Veli Göçer diye biri vardı hani.. Sonra 25 yıla mahkum oldu sanırım. E ne gerek vardı ki buna “deniz kumu kullanan müteahhitler de insandır!”

Güngören patlamasında 18 insan vefat etti. Hem de bir akşam gezmesinde.. Yakalanan ve bombalamayı itiraf eden Hüseyin Türeli denen  şahıs pişmanmış ve af diliyor. Çünkü olayın böyle sonuçlanacağını düşünememiş. E affedelim gitsin “bombacı da insandır!”

İnsan olma durumu hafifletici bir sebep değildir. Aksine size sorumluluk yükler. Hepimiz insanız ve herkes herkesin insan olduğunun farkında merak etmeyin.. İnsan, niyeti ne olursa olsun davranışlarının sonuçlarından sorumludur. Hukuk ve adalet sistemi de bunun için vardır. Ceza gerektiren davranışlarda bulunan insanları ve o olayı modellemeye yeltenecek şahısları söz konusu davranıştan caydırmak ve o davranışı men etmek için.


Devamı >>



Afet-i Necad mı gerçekten..
Sevinç Tartıcı
15-08-2008
Ahmedi Nejad Türkiye ZİyaretiAhmedinecad’ın ne alakası var..
Adamın uçağı daha İran’dan havalanmamışken, senin Polisin bu ülkenin en büyük havalimanına giden tüm yolları kapatıyorsa..
Sen uçağını kaçırıyorsan..
Küçücük çocuklarınla sıcaktan ve susuzluktan baygınlık geçiriyorsan..
Elde valizler güneşin alnında saatlerce yürüyor ve vardığında hava limanına alınmıyorsan..
10 dakikalık yola, 3 saat 15 dakikada  varıyorsan..
Bunun Necad’la ne alakası var.

Bugün saat 11 de o bölgede olacak diye, saat 8’de araçlara izin verilmediği için turistik gemilerine çoluk çocuk, erken bastıran sıcakta valizlerini sürüyerek ulaşmaya çalışan halkın düşürüldüğü durumla Necat’ın ne alakası var.
11 buçukta geçecek diye, saat 8 de..
Galata Köprüsü yayalara kapatıldıysa..
Necad ne yapsın..

Onur, Amerika’da bir şehir sanıyorsa seni yönetenler..
Tersanede can verenlerin ailelerine, “dünyanın her yerinde tersanede ölümler olur”diyebiliyorlarsa..
İnsan hayatının hiç değeri kalmamışsa artık..
Cehalet bir Devletin yönetim şekli olmuşsa yani..

Bunun ABD ile
AB ile
İran ile
Arabistan ile..
Arap Şeyhi ile..
Necad ile..
Ne alakası var..

Vergilerinle bu devleti ayakta tutan sana, kendi vatandaşına..
Dünya çapında 3. sınıf aşağılık insan.. hayır insan değil..
Yo yo hayvan da değil..
Bir HİÇ..
Muamelesi yapıyorsa senin Devletin..
Bunun Necad’la ne alakası var..

İran Polisi mi kapadı yolları..
Tahran Valisi mi verdi emri..
Ahmedinecad mı senin ülkenin başbakanı..
Neden suçluyorsun Necad’ı..


Devamı >>



Dünya Şaşırıyor, Türk Seviniyor!

Sevinç Tartıcı
05-08-1008
Mahmut Ahmedinejad
İngiliz Guardian gazetesi: Türkiye, Ahmedinejad’ın devletin kurucusunu hiçe saymasını önemsiz gösteriyor..”

Ahmedi Nejat şudur budur. Ülkesinde nasıl bir rejim olduğu da onun dünya görüşü de onu ve ülkesindeki vatandaşlarını ilgilendirir. Ama benim ülkeme geldiğinde benim kurallarıma uymak zorundadır. Tabi eğer ben bağımsız, saygın ve değerlerine bağlı bir devletsem.

İslam dünyasında laikliğin ve modernizmin simgesi olarak kabul edilen Mustafa Kemal Atatürk’e  resmi kurallar çerçevesinde göstermelik bir saygı sunmaya bile tahammül edemeyen bir başkanı kabul eden AKP hükümeti, Başbakanı ve Cumhurbaşkanı da eğer bu şahsı ayağına giderek ziyaret edecekse, herkes bu konuda konuşma ve fikrini söyleme sorumluluğunu kullanmak zorundadır.

Gerek Cumhurbaşkanına, gerek Başbakana, gerek Dışişleri Bakanına temsil ettikleri Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, o türbe dedikleri Anıtkabir’de yatan Gazi sayesinde vatandaşın kanı ile bedel ödenerek elde edildiğini hatırlatmak gerek. Onlar da o beğenmedikleri Atatürk sayesinde ve beğenmedikleri cumhuriyet kazanımlarından yararlanarak şu an hükümetteler.

Bu şahısların evlerindeki salonun koltuğunda otururken kime ne taviz verecekleri elbette onların tasarrufundadır. Ama benim devletimin makam koltuklarında otururken benim devletimin resmi ve anayasal kurallarına uymak zorundalar. Ve dış ilişkiler söz konusu olduğunda, sadece TC Devleti'ni temsil için oradalar. Kendi kişisel görüşlerini yansıtmak için değil. Kimsenin beni küçük düşürmeye hakkı yok.


Devamı >>



VE HAYAT BİR KEZ DAHA DURDU..

28 Temmuz 2008 The New York Times: İstanbul'da patlama

Dün akşam Güngören'de trafiğe kapalı bir alanda çekirdek çitleyerek akşam yürüyüşü yapan Güngören'li komşular, duydukları bir bomba sesi üzerine, mağdur olan varsa kurtarmak amacıyla patlamanın olduğu yere koştular.

Ama bu bir tuzaktı.
Esas bomba, herkes o bölgeye toplandığında patladı.

16 komşu vefat etti. 150'nin üzerinde komşu yaralandı.
Bebekler ve çocuklar da öldü.
Bebekler ve çocuklar da yaralandı..

Hastenedeki kardeşlerimize acil şifalar dilerken..
Cayır cayır yanan 16 eve, "başınız sağ olsun" mu diyeceğiz.
İnsanlar, en çok kendi başı sağ kaldığı için yanarken hem de..

Ahh..
Hayat İstanbul'da bir kez daha durdu!
Ölen de durdu..
Kalan da..
Bir kez daha!

Edit: Ölü sayısı 8 aylık hamile bir vatandaşın daha hayatını kaybetmesiyle 18'e yükseldi.


Devamı >>



Zenci Olmayı Seçmek..

Sevinç Tartıcı
24-08-2008

Çok ünlü ve hala alanında duayen sayılan bir bankacı, “Ümraniye’de ya da Ataköy’de ikamet etmek bireyin dünya görüşünü de ortaya koyan bir tercihtir” demişti. O adam bu lafı ederken de dededen kalma yalısında oturuyordu muhtemelen. Sonra Bodrum’daki havuzlu villasında.. Yapmaya çalıştığı şey.. Sanırım bizim gibi duygusal anlamda zayıf ve yönlendirilmesi çok kolay bir grup Ümraniye mahkumuna Polyanna enjeksiyonu yapmaktı.. Bunu bir mahkumiyet değil "asil bir seçim" olarak yaşamamızı istiyordu. 

Bu büyük lafla kastettiği Ümraniye, biz zencileri; Ataköy de beyaz Türkleri belirtmek için kullanılan alegorik ifadeler.. Zenci olmanın bir seçim olduğunu söyleyen bu adama bakıp.. Duayen diyorlarsa vardır bir hikmeti deyip susmuştum, ama feci içerlemiştim.

Kimden söz ediyor anlamamıştım. Kimdi bu imkanlarına rağmen, Ataşehir’de ya da Kemer Country’de yaşamayı reddedip, kendi isteğiyle Ümraniye’de ikamet edecek dünya görüşü kuvvetli şahıslar.. Kendisinin olmadığı ortadaydı. Ümraniye hiçbir zaman onun seçeneklerinden biri  olmamıştı! Ama bu terbiyesiz lafla, bizim bir gün oradan kurtulma umudumuzun ayağına da suçluluk duygusunu, "Ümraniye'lisin sen Ümraniyeli kal!" dayatmasını bile bile özellikle bağlamıştı o gün.
......

Sırça köşklerde oturup, babadan kalma evlerde oturup, başkaları için anlam ifade eden soyadları taşıyıp.. sıcak güzel ailelere sahip olup.. bizim gibilerin işi düşmedikçe uğramasının anlamsız olduğu o yollları insan yolu, görüntüsü şık, hiçbir yerinde çocuklarınızın düşüp de ölebileceği çukurlar olmayan semtlerde oturup da.. ve hatta ayda elinize geçen para, bizim hayat boyu bir arada göremeyeceğimiz, dolar cinsinden acayip rakamlar olup da.. bizim gibilerle hayat birikimlerinizi paylaştığınız(üstüne para alarak) hayat dersi(!) verdiğiniz seminerlerde.. “Ümraniye’de ya da Ataköy’de ikamet etmek bireyin dünya görüşünü de ortaya koyan bir tercihtir” demek, her şeyden önce ayıptır! Zorlama bir felsefe arayışıdır.. Komiktir.. Üstelik sen bunu nerden bileceksin ki!

Ümraniye'de ya da Ataköy'de oturmanın dünya görüşü ile ya da tercihlerle değil, sadece "para" ile alakası var. Sana baştan sunulan, bizim ise uğruna şebeklik yaptığımız, bunun için de bizi ayrıca eleştirdiğin "para" ile!

......

Devamı >>



AKP Ana Haber Bülteni

Yazan: Sevinç Tartıcı
Tarih: 26-07-2007

logo mizahhaber / ATV:  AKP Ana Haber Bülteni

Benim anlamadığım ATV'de çalışan ve bir ihtimal, gazetecilik ya da radyo-tv mezunu olduğunu düşündüğüm insanlar. Bu arada kendinden geçerek, şaşırtıcı bir “ikna etmeliyim, inandırmalıyım” görev bilinciyle haber sunan -kendisine saygımdan, ismini burada anarak, parlak geçmişine kendisi kıysa da benim gölge düşürmeye kıyamayacağım- Beyefendi'den geçtim artık, onu baştan ayağa Allah’a havale ediyorum. Benim merak ettiğim diğer arkadaşlar.

Sevgili ATV ana habere katkısı bulunan kardeşlerim; bu kadar mı açsınız. Bu kadar mı açıkta kaldınız. Bir ülkenin tarihi, ATV ve Sabah tarafından, sizin elinizle yeniden yazılıyor. Geçmiş silinip İslamcı ve Kürdi radikal gruplar aklanacak şekilde temize çekiliyor.

Ve kardeşlerim.. daha Ergenekon Davası  başlamadı bile. Şu ana dek her şey sadece iddia düzeyindeydi.. Size okulda öğretmediler mi: “Bir kişi ya da kurum suçluluğu ispat edilene kadar masumdur.” Hadi öğretmediler diyelim. Hiç film de mi izlemediniz. Hadi izlemediniz diyelim.. Muhakeme yeteneğiniz de mi yok.. Hadi yok diyelim, o halde şimdi ben söylemiş oldum.
Tekrar edeyim de bir yerlere yazın, belli ki unutkansınız: “Bir kişi ya da kurum suçluluğu ispat edilene kadar masumdur. İspat denen şey adını, yüzünü, sesini gizleyen "gizli tanık" ifadeleri olamaz. İspat somut kanıtla olur.”

Demem o ki kardeşlerim, haberleriniz herkese eşit mesafede ve tarafsız olmak zorunda.. Lütfen iyi belleyin bunu, bir gün sizin de ihtiyacınız olabilir!


Devamı >>



Yağmur Yağıyor.. Seller Akıyor..

yağmur yağıyor, seller akıyor, arap kızı camdan bakıyor

Kaçıyor kimi.
Kimi ağır ağır yürüyor yağmur altında.

Benim en sevdiğim havadır bu.
Yağmur, şimşek, gök gürültüsü, rüzgar..

Sonra ağır ağır sakinleşir dünya.
Daha temiz ve daha nettir her şey artık.

Açık penceremde fena ıslanmış bir güvercin..
İç pervaza geçti.
Ben de hiç ses etmedim.
Duruyor hala.

Dilerim ki bu yağmur çiftçilere bereket dağıtır..
Türkiye’ye sinen tozu, kiri pası, kara bulutları da alıp gider..
Yıkar her şeyi, görmemekte direten gözleri de.


Devamı >>



Ak Kutu.. Kara Kutu..

Sevinç Tartıcı
10-07-2008
Human Chimp Test
Küp şeklinde bir kutu düzeneği var.
Rengi siyah ve içi görünmüyor.
Üstünde allingirli delikli bir kabartı, yan tarafında ise ödülün bulunduğu minik bir kapı var.
Ödül, çocukların sevdiği türden bir “çıkartma”..
Deneyi yapan psikolog küçük insan kişisine çıkartmayı almak için mıknatıslı bir çubuğu nasıl kullanacağını ve hangi aşamalardan geçerek o ödüle ulaşacağını, pratik yaparak gösteriyor..
Çubuğu önce üstteki deliklere sokup çıkarıyor.. sonra da yandaki minik kapının içine sokup ödülü kapıyor..

Çocuk eline çubuk verilir verilmez deneyi başarıyla tamamlıyor..
Bu deneye konu olan çocuklar kara Afrika’da..
yanii TV ve modern yaşamla muhakeme ve problem çözme yetenekleri farklılaşmamış.. Kabile insanı diyelim..
Birçok çocuk hemen ilk denemede deneyi başarıyla tamamlıyorlar..

Sonra aynı deney şempanzelerle de uygulanıyor.
Onların ödülü: Şeker.
Ve şempanzelerin de hepsi, ilk denemede başarılı oluyorlar..

Psikolog bu kez aynı deneyi CAM bir kutu ile yapıyor.
Artık her şey meydanda..
Ödülün nerde olduğu ve ona nasıl ulaşılacağı açıkça görülüyor..

Çocuklara yine o mıknatıslı çubuk veriliyor..
Ve bu kutunun içinden ödülü almaları isteniyor.
Çocukların istisnasız hepsi..
Biraz önceki içeriyi göstermeyen kara kutuda olduğu gibi, çubuğu önce yukardaki fonksiyonsuz, yandaki kapı ile alakasız olduğu açıkça görünen deliklerden geçirip, ancak ondan sonra kapıdan içeri uzatıp ödülü alıyorlar..

Sıra şempanzelerde..
Şempanzelerin hiçbiri apaçık meydanda olan ödüle ulaşmak için, çubuklarını kutunun tepesindeki fonksiyonsuz deliklerden geçirmiyorlar..
Direkt yandaki kapıyı aralayıp şekerlerine kavuşuyorlar!

Bu, güzel psikoloğu feci şekilde şaşırtan bir sonuç!
Buna bilimsel bir açıklama getirmeye uğraşıyor..
Ve şöyle söylüyor..
“İnsan öğrenen ve öğrendiklerini tekrarla pekiştiren bir varlık..
Bu sayede yani bilgilerini unutmayıp depoladığı için bugün uzaya gidebiliyor..
İnterneti icat edebiliyor..
Akıl almaz binalar inşaa edebiliyor..”

Ona göre %1 lik o farkı buldu!


Devamı >>



Everbody knows: Herkes bilir!

Sevinç Tartıcı
Tarih: 7-07-2008

Leonard CohenBu şarkı sözlerini yazabilme ayrıcalığı sadece Leonard Cohen’e verilmiş.
Sezen Aksu yazmayacak asla..
Ve sizler duyamayacaksınız belki sırf bu nedenle..

"Şiir hayatın kanıtıdır" diyor Cohen..
"Eğer hayatınız bir yangın yeriyse..
Şiiriniz sadece külden ibarettir.."


Leonard Cohen olmak, sadece Leonard Cohen’e verilmiş bir hak.
Ya da ceza..
Herkes biliyor..

&
“Herkes biliyor, zarların hileli oldugunu
herkes parmaklarını çapraz yapar yuvarlarken
herkes biliyor, savaşın bittiğini
herkes biliyor, iyi adamların kaybettiğini
herkes biliyor, dövüşün hileli oldugunu
fakirler fakir kalır, zenginler zenginleşir
hep böyle gider
herkes biliyor


herkes biliyor, geminin su aldıgını
herkes biliyor, kaptanın yalan söylediğini
herkeste bu buruk duygular
sanki babaları ya da köpekleri ölmüş gibi
.......

herkes biliyor, beni sevdigini bebegim
herkes biliyor, gerçekten sevdiğini
herkes biliyor, sadık olduğunu
bir iki akşam eksik,fazlaLeonar Cohen
herkes biliyor, ihtiyatlı olduğunu
ama tanışman gereken o kadar çok insan vardı ki
giysilerin olmadan
ve herkes bunu biliyor
.......
herkes biliyor, ya şimdi ya asla
herkes biliyor, ya ben ya sen
herkes biliyor, senin sonsuza dek yaşadığını
ve sen bir iki replik okudugunda
herkes biliyor anlaşmanın çürük oldugunu
yaşlı kara joe hala pamuk topluyor
senin kurdelaların ve omuzlukların için
ve herkes biliyor
........”

Devamı >>



ERGENEKON: McCarthy usulü Cadı Kazanı!

Yazan: Sevinç Tartıcı
Tarih: 2-07-2008

"Bu maskenin altındaki et ve kemiklerden oluşan yüz, benim benliğime ait değil."

"Bu maskenin altında etten fazlası var. Bu maskenin altında bir fikir var, ve fikirler kurşungeçirmezdir!"

Cumhuriyetin yıkılma tehlikesi olduğunu, laikliğin tehlikede olduğunu düşünüyorsanız, düşüncelerinizi susturun..
Düşünce okuyan bir takip sistemi kurulmuş olabilir..
Ne de olsa George Orwell’in 1984’ünün üzerinden epey zaman geçti..

Cumhuriyete inanıyor, demokrasiye güveniyor, Atatürk'e saygı duyuyorsanız..
"Cumhuriyet Travması"nın ne demek olduğunu anlamakta zorlanıyorsanız yanii..
Cumhuriyet kazanımlarının bir bir kaybedildiğini..
Ülkenin "Ilımlı İslam Cumhuriyeti"ne doğru sürüklendiğini..
Tüm bunların ürkütücü ve sabırlı bir siyasi oyunun sonucu olduğunu düşünüyorsanız..
Yapılmış Cumhuriyet Mitinglerine katılmış biriyseniz üstelik..
Ve hala kimse sabaha karşı gelip evinizi basmadıysa, evinizi didik didik aramadıysa..
Bu onur kırıcı görmezden gelmeye siz bir son verin..
Gidin, kendiniz hakkında suç duyurusunda bulunun..

Ülkeniz için, canınızı vermekten söz ediyorsunuz ama unutmayın..
Ülkeniz, artık size ait değil..


Devamı >>



“Nietzsche Ağladığında” mı

Yazan: Sevinç Tartıcı
Tarih: 20-06-2008

Bizler görünenin ardında, tek ve biriz..
Bizler birbirimizden hem sorumluyuz..
Hem de görmezden gelip kaçsak ve inkar etsek de..
Birbirimizle etkileşim halindeyiz..

Jung’un bakışından:

“Nietzsche Ağladığında” kitabı ne kadar önemli ise “Sevinç Ağladığında” kitabı da o denli önemli özünde.. Nietzsche ’nin ümidini yitirmesi ile Avrupa’nın, Dünya’nın kültürel geleceği tehlikeye girecekse.. aslında aynı durum Sevinç’in, Sibel’in, Naim’in, Erdoğan’ın, Serhat’ın, Ümit’in ümidini yitirmesi ile de olacaktır.. Çünkü bizler tek tek adalar gibi görünsek de, aynı ve tek okyanusun tabanından köken aldığımızdan aslında tek bir bütünün parçalarıyız.

Birimizin başına gelen olumlu ya da olumsuz olaydan.. dalga dalga her birimiz etkileniriz. Bu noktada adı ister Nietzsche olsun ister Nedim, ümidini yitiren tek bir kimse bile.. bireyden bütüne yayılarak elbette ki hem Avrupa'yı hem de tüm gezegeni etkiler.. Her yayılmacı rahatsızlıkta olduğu gibi.. Belki burada da erken teşhis ve tedavi önemlidir.. Ama sen omuz silkip arkanı dönersen o rahatsızlığın yayılarak sana kadar uzanmasından bizzat sorumlu olursun..Yani sen Nedim'in ümidini yitirdiği ilk anda ona sırtını dönersen.. Kayıtsız kalırsan.. Yok sayarsan.. Gün gelir kendini "ümitsizlik" batağında kıvranırken bulabilirsin.. 


Devamı >>




ANA SAYFA | İLETİŞİM | ÜYELİK SÖZLEŞMESİ